[confirmation]ISERER Global tarafından sunulan Mini Beden Dili Kursumuza üye olduğunuz için teşekkür ederiz.
Bu mini kurs ile Beden Dili ile ilgili temel bilgilere ulaşacak ve kişisel gelişim yolunda yolunuz bir nebze daha aydınlanacaktır.[/confirmation]

[info]Mini Beden Dili eğitimimizde konular 6 hafta boyunca e-posta adresinize gönderilecektir. Bu kursları takip etmeniz ve kursumuzu tamamlamanız kişisel gelişiminiz için çok önemlidir. İstediğiniz zaman size gelen e-postaların altında yer alan “Üyelikten Çıkmak İstiyorum” linkini tıklayarak üyelikten ayrılabilirsiniz.[/info]

[warning]Önemli Hatırlatma! Eğer Bu kursa üye değilseniz kursa tam ve ücretsiz olarak kayıt olmak için Lütfen Tıklayınız.[/warning]

[error]Bu eğitimin sponsoru Liderlik Okulu’nun örgün eğitimlerine ulaşmak için tıklayınız.[/error]

[gs_8a]

Beden Dili Eğitimi 2. Hafta

Beden Dili Kursu 2. Hafta

“Kelimeler bazen yetersizdir…

Tekrar Merhaba;

Ben Erkut Ergenç… Umarım haftanız güzel geçmiştir. Eğer kayıt olmadıysanız, Liderlik Okulu tarafından sunulan diğer Ücretsiz Online Eğitimlerimize bu sayfadan ulaşabilir ve yine bu kurstaki gibi takip edebilirsiniz. Ayrıca arzu ederseniz bu eğitimin de katılım belgesini talep edebilirsiniz. (Katılım Belgesi ile ilgili detaylı bilgi için tıklayınız.)

Evet, geçen hafta gözlem kavramından bahsetmiştik. Umarım çevrenizi detaylı bir şekilde gözlemleme şansınız olmuştur. Farkı farkettiğinizi düşünüyor ve hemen yeni konumuza geçiyorum.

Beden Dili Nedir? Ne Değildir?

‘Karşımdaki kadın/erkek bana bakarken saçlarıyla oynadı. Hmm o halde benden kesin hoşlandı!’

‘Kollarını göğsü üzerinde bağdaştırdı, şimdi savunmaya geçti.’

neandertal10Bu düşünceleriniz tamamen yanlış olmamakla birlikte, yorum yapmamanız gerektiğini bir kez daha hatırlatarak dikkat etmeniz gereken noktaya değinelim. Beden dili kesin yargılar veren bir bilim değildir. İlk derste de söylediğim gibi doğru iletişim kurabilmeyi istiyorsanız öncelikle iyi bir gözlemci olmalısınız.

Evet; “yorum yapma yeteneği”ni de bir kenara bıraktıysak beden dilinin ne kadar önemli olduğuna bir kez daha birlikte bakalım:

Albert Mehrabian’ın iletişimde dönüm noktası sayılan araştırmasına göre insanlar üzerinde söyledikleriniz %7, ses tonunuz ve konuşma tarzınız %38 ve beden diliniz yani sözsüz iletişim dediğimiz kısım ise %55’lik bir dilimi kapsamaktadır. [1]

Aranızda hiçbir problem olmamasına rağmen, “yıldızımız bir türlü barışmadı”, dediğiniz arkadaşlarınızı düşünün. Ya da tartıştığınız sevgilinizle aranızda geçen konuşmaları: Sen beni çok yanlış anladın aslında söylemek istediğim o değildi.

[info]UYGULAMA [/info]

Hadi hemen bir uygulama yapalım. Lütfen elinize bir kağıt ve kalem alın. Aldınız mı? Bekliyorum.. :)

Evet bence bu uygulamayı mutlaka yapın..

Şimdi ben de sizlerle birlikte çizmeye başlıyorum ve benim söylediğim her adımda lütfen siz de çizin, bir adımı çizmeden diğerine geçmeyin. Beni iyi dinleyin yani:)

Şimdi sizden 3 tane çember çizmenizi istiyorum. Yan yana olsun lütfen.

Sonra sizden bu 3 tane çemberin üzerine bir yarım daire çizmenizi istiyorum.

Evet şimdi de yatay bir dikdörtgeni yarım çemberin üstüne çizin.

Şimdi de yan yana iki adet küçük kare çizin.

Karelerin yukarısına bir tane dik silindir çizin.

Bir adet dik spiral ve bir adet de yatay spiral çizin.

Evet, çizdiniz mi? Ben de bitirdim çizimi…

Evet, benim çizdiğim resim için tıklayınız.

Neden benimkine benzetemediniz, o kadar da anlattım :) Yoksa dinlemediniz mi beni?

Evet, hayatımız bunun gibi iletişim kazaları ile dolu… Sonra eşimizle ve arkadaşlarımızla kavga ediyor, bir şeyleri paylaşamıyoruz. Birbirimize “Beni dinlemiyorsun.” diyoruz. Peki aslında dinlemiyor muyuz? Yoksa görmüyor muyuz?

Kelimeler yetmiyor bazen…

Şimdi biraz daha net anlayabildiniz mi aslında sözlerinizin iletişimde ne kadar küçük bir yeri olduğunu?

O zaman size bir uygulama daha…

SENİ SEVİYORUM

seniseviyorumEvet, uygulamamızın adı bu… Peki, nasıl mı yapacağız? Hemen anlatıyorum: Birini karşınıza alacaksınız ve ona aniden seni seviyorum diyeceksiniz. Ama bunu her zaman söylediğinizden farklı bir şekilde yapacaksınız.

Örneğin karşınızdaki kişiye çok sinirlendiniz ve bağırarak seni seviyorum diyeceksiniz. Sonrasında duygunuzu değiştirerek başka bir kişiye tekrarlayacaksınız. Bu defa üzgün, kırgın, sevecen, minnettar vb. duygular seçebilirsiniz.

Şimdi bu iki davranış sonrasında, söylediklerinizin mi yoksa davranışlarınızın mı kişiler üzerinde daha etkili olduğunu kıyaslayabilirsiniz.

Şimdi biraz da beden dilinin öğelerine giriş yapalım:

Dersimizde aşağıdaki öğeleri inceleyecek ve yavaş yavaş uygulamaya başlayacaksınız.

KONULAR

-Mesafe

-Bedenin duruşu

-Başın hareketi

-Jestler-Mimikler

-Göz teması

-Bakım ve makyaj

-Oturmak için seçtiğiniz yer ve oturma biçimi

-Ellerin ve ayakların kullanımı

-Giyim

[/message_box]

Evet, Konularımızı İncelemeye Başlayalım…

Beden dili, konuşmalarınızda gizlediğiniz/gizlemek istediğiniz her şeyi ele verir.

Bedeniniz hiçbir zaman yalan söylemez! Sadece doğru ve dikkatli gözlem yaparak ne söylediğinizi çözümleyebilmek mümkün…

Beden dilinin en önemli yanı veya en önemli sırrı samimiyettir. Bundan dolayı beden dili öğrenilecek bir şey değildir, beden dili uygulama ve özümseme ile olur. Aksi halde insan yapmacıklaşacak ve komik duruma düşecektir.

MESAFE

Bir araştırmacıdan daha bahsedelim: Sosyal eğitim bilimcisi Edward Hall insanların birbirlerine yaklaşabilecekleri alanlar hakkında bir araştırma yapmış ve bu araştırma sonuçlarına göre 4 temel alan tespit etmiştir. Buna göre bu alanlar:kişisel mesafe

 

Özel alan (0-46 cm)

Kişisel alan (46-120 cm)

Sosyal alan (120-350 cm)

Genel alan (350 cm’den sonrası)

Şimdi bu alanları birlikte ele alalım.

Özel Alan

Bu alana mahremiyet alanı da denir. Kendimize duygusal anlamda çok yakın hissettiğimiz kişilerin dâhil olabileceği mesafedir. Mahremiyet alanı aslında hepimizin tipik olarak asansörde, otobüste, trende insanlarla bir araya geldiğimizde güvensizlik ve rahatsızlık duyduğumuz alan olarak da tanımlanabilir.

Özel alanımıza girildiğinde, kokumuz ve vücut hararetimiz rahat bir biçimde hissedilebileceği için, nereye bakacağımızı, elimizi, kolumuzu nereye koyacağımızı bir türlü kestiremeyiz. Bu kişileri duygusal anlamda kendimize yakın hissetmediğimiz için duyarız bu rahatsızlığı. Dolayısıyla herhangi bir tartışmada, bir münazarada dikkat edilmesi gereken önemli nokta kişilerin özel alanlarını ihlal etmenin büyük kavgalara neden olabileceğidir.

Kişisel Alan

Arkadaş ve dostlarımızın rahatça kullandığı mesafedir de diyebiliriz. Kişisel alanın ihlal edilmesi de huzursuzluk yaratır. Size bir araştırmadan bahsetmek istiyorum. Belgesel izlemeyi sevenleriniz belki bilirler.

ABD’de Maryland kıyılarına birkaç kilometre uzaklıkta bulunan James Island State Park’ta yaşayan geyikler üzerine bir araştırma bu. Bu adadaki geyikler topluca öldüğü için yapılıyor araştırma ve bakılıyor ki yemek sıkıntıları yok, ortada bir avcı yok ve enfeksiyon durumu da yok.

Araştırmacılara çok tuhaf geliyor bu durum ve sonrasında ortaya çıkıyor ki geyik nüfusu arttıkça her bir geyiğin kişisel alanının ihlali meydana geliyor ve bu durumda geyiklerde oluşan stres sonucu adrenal bezlerinin aşırı çalışmasından ötürü geyikler topluca ölüyor.

Bu durumda insan nüfusunun yüksek olduğu kesimlerde suç ve şiddet oranının neden bu kadar yüksek olduğunu daha rahat anlayabiliriz sanırım.

Evet, kişisel alanla ilgili son olarak söyleyeceğim şey; yakın mesafede iletişime girmenizi gerektirecek herhangi bir durum olmadıkça insanların kişisel alanlarına girmemeye çalışın.

Sosyal Alan

Tanıdığımız ama henüz yaklaşamadığımız ya da tanımadığımız ama herhangi bir şekilde iletişim kuramadığımız kişilerin girebileceği yer olarak düşünebilirsiniz. Evimize gelen tamirci, alışveriş yaptığımız kasap, manav ya da market sahipleri bu mesafeye girdiklerinde kendimizi rahatsız hissetmeyiz. Ayrıca resmi ilişkilerde ve yaptığımız iş görüşmelerinde de bu mesafenin korunması uygun olur.

Eğitimci arkadaşlarım varsa eğer onlar için de ayrıca belirtmeliyim ki, iyi bir eğitimci katılımcılarıyla arasındaki mesafeyi mutlaka sosyal alan çerçevesinde tutmalıdır. Bu hem katılımcıların daha rahat hareket etmelerini sağlar, hem de karşınızdaki kişinin size olan güvenini perçinler.

Evet, şimdi son olarak ortak alandan da bahsedelim:

Ortak alan aslında hepimizin sıklıkla kullandığı alandır. Bu alanda insanlar birbirlerini tanımadan rahatça hareket edecek şekilde mesafe bırakırlar.

Genel itibariyle 350 cm ve sonrası mesafe gibi düşünebilirsiniz. Kadınlar erkeklere oranla karşı cinsle aralarında biraz daha fazla mesafe bulundurmak isteyebilirler. Bu gayet normaldir.

Umarım mesafe kavramı anlaşılmıştır. Aslında ben birçoğumuzun bunu bilmeden de uyguladığımızı biliyorum. Nitekim elimizde bir metre ile gezme durumumuz da yok ancak ortama göre nasıl davranılacağı gerçeğini de unutmamak gerekir.

Evet, bu haftayı da burada tamamlıyoruz. Haftaya bedenin duruşu ve geleneksel hareketlerle devam edeceğiz.

Bir Sonraki Hafta Görüşmek Üzere…

Erkut Ergenç

Not: Bu arada bu eğitimin katılım belgesini almak isteyenler detaylı bilgiye bu linkten ulaşabilirsiniz.

Örgün Liderlik ve Yöneticilik Diploma Programım için Buradan Bilgi Alabilirsiniz.

Liderlik Okulu Facebook Sayfası | Erkut Ergenç Facebook Sayfası | Erkut Ergenç Twitter Hesabı

[/gs_8a]

[gs_4z]

[sidebar id=”sidebar-01″]

[/gs_4z]