[confirmation]ISERER Global tarafından sunulan Hitabet Kursumuza üye olduğunuz için teşekkür ederiz.
Bu mini kurs ile Hitabet Sanatı ile ilgili temel bilgilere ulaşacak ve kişisel gelişim yolunda yolunuzu bir nebze daha aydınlatacaksınız.[/confirmation]

[info]Mini Hitabet eğitimimizde konular 4 hafta boyunca e-posta adresinize gönderilecektir. Bu kursları takip etmeniz ve kursumuzu tamamlamanız kişisel gelişiminiz için çok önemlidir. İstediğiniz zaman size gelen e-postaların altında yer alan “Üyelikten Çıkmak İstiyorum” linkini tıklayarak üyelikten ayrılabilirsiniz.[/info]

[warning]Önemli Hatırlatma! Eğer Bu kursa üye değilseniz kursa tam ve ücretsiz olarak kayıt olmak için Lütfen Tıklayınız.[/warning]

[error]Bu eğitimin sponsoru Liderlik Okulu’nun örgün eğitimlerine ulaşmak için tıklayınız.[/error]

[gs_8a]Hitabet Kursu

Hitabet Eğitimi 2. Hafta

Merhaba ben Ezel Apaydın.
Bu haftaki dersimize konuşma yapacak olan kişilerin sıkça karşılaştığı bir sorunla, toplum önünde konuşma korkusu ile, devam edeceğiz.

sahne korkusuKorku ve heyecan; topluluk karşısında konuşmamızı engelleyen en önemli etkenlerdendir. Bu gibi durumlarda insan olumlu düşünemez. Eller ve ayaklar titremeye başlar. Şiddetli bir kalp atışı hissedilir. Bazı durumlarda dil kurur, damağa yapışır. Avuçlar terler, baş döner, yutkunma zorluğu hissedilir. Konuşmacı konuşmaya başladığı zaman sesi çatallaşır ya da kısılır, hiç duyulmaz. Yaşadığımız bu durumun aslında birçok nedeni olabilir. Bu haftaki dersimizde size bunlardan biraz bahsetmek istiyorum.

Tüm yaşamımız boyunca yaptığımız her olay bilinçaltımıza kaydedilir. Genellikle her gün yaptığımız aktiviteler bir önceki günün aynısıdır. Beynimiz muhtemelen yapacağı hareketi otomatik olarak planlayabilir, ancak toplum önünde konuşmayla ilgili bir tecrübeniz yoksa o korkuyu yaşamanızın nedeni de budur. Buna DENEYİM EKSİKLİĞİ de diyebilirsiniz.

Adınızı söyleyip sizi çağırmalarıyla ilgili belki birçok anınız vardır, buraya kadar herhangi bir sorun yaşamazsınız. Çünkü bu sırada beyniniz adınızın söylenmesiyle ilgili tüm referansları bilinçaltında rahatlıkla bulabilir. Ancak bir sonraki hamleyi yapacak referansı bulamadığı zaman korku ve heyecan başlar.

Öncelikle şunu aklınızdan çıkarmayın ki; ne yaparsanız yapın, nasıl hissederseniz hissedin o konuşmayı yapmak zorundasınız. Bu durumu kabullenirseniz kendinize güvenmeye başlayacaksınız. Çünkü yapacağınız konuşmayı o salonda bilen sadece sizsiniz.
Siz bu konuşmayı yapacak düzeyde olmasaydınız şu anda kürsüde değil dinleyiciler arasında yer alırdınız. Söyleyeceklerinizin yeterliliği konusunda salonda şu anda sizden daha yetkili hiç kimse yok. Dinleyicinin üç ya da üç yüz kişi olması hiç fark etmez, hepsi sizi sessizce ve yeri geldiğinde coşkuyla dinleyecektir.

Aslında bir diğer korku nedeni de daha önce yaşadığınız herhangi bir olumsuz deneyimdir. Olumsuz bir deneyim, tecrübe eksikliğinden biraz daha kötü bir durumdur. Sahneye çıkacağınız an yaklaştıkça önceki olumsuz deneyimleriniz bir film şeridi gibi gözünüzün önünden geçmeye başlar ve o anı sanki tekrar yaşayacakmışsınız hissine kapılmanıza neden olur.

Geçmişte yaşadığınız olay her neyse onun geçmişte kaldığını sakın unutmayın! İsteseniz de onu tekrar yaşayamazsınız ama o tecrübeden ders çıkarabilirsiniz. O nedeni oluşturan zemini tekrar hazırlamadıysanız, aynı kötü sonucu almanız mümkün değildir değil mi?… ve size ufak bir eğitimci tüyosu; şunu bilmelisiniz ki en iyi hatipler kendi kusurlarıyla dalga geçebilenlerdir. Siz de başınıza gelen olumsuz bir anıyla biraz oynayarak dinleyiciye anlatırsanız, o andan itibaren yarışa önde başladınız demektir.

Unutmayın ki beynimiz gerçekle hayal arasındaki farkı ayırt edemez. Gerçekte yaşadığınız bir olayla yaşamadığınız ancak hayal ettiğiniz bir olayı aynı yoğunlukta algılayıp tepki verebilir. Fiziki hiçbir şey olmadığı halde beyin (Limbik Sistem) bunu varmış gibi gösterip canlandırabilir ve vücudun tepki vermesine neden olabilir. Kendinizle ilgili olumsuz bir düşünce de aynı şekilde bir anda aklınıza gelir ve yavaş yavaş gerçekmiş gibi yaşamaya başlarsınız. Aslında gerçekte öyle bir durum olmadığı halde…

kaygıKorktuğum başıma geldi, şeklindeki ifadeleri mutlaka duymuş hatta kullanmışsınızdır. Aslında bunun nedeni sizin o korkuya beyninizi hazırlamanız ve olmadığı halde onu çağırmanızdır. Bu konuyla ilgili size önerim; öncelikle olumsuz düşüncelerinizin neler olduğunu tespit edin. Ardından böyle bir durumun olmadığı gerçeğine kendinizi inandırın. Eğer olmayan bir durumu gerçekmiş gibi algılayıp kendinize ayak bağı yapabiliyorsanız o halde bunun tam tersini de uygulayabilirsiniz değil mi? O zaman iyi bir durumu da hayalinizde canlandırıp gerçekmiş gibi yapabilirsiniz.

Sahneye çıkmadan önce kısa bir süre de olsa kendinizle baş başa kalmaya çalışın. Birkaç dakika gözünüzü kapatın ve olumlu şeyler düşünün. Düşündüklerinizi biraz daha somutlaştırın ve onları yaşadığınızı varsayın. Kendinize güven getirecek bir slogan cümle bile bulabilirsiniz. Sonra da tüm bu hayal ettiklerinizi gerçekleştirmek için sahneye fırlayın!

Bir diğer önemli husus da beynimizin sürekli aktif olarak çalışmasıdır. Beynimiz kapanma düğmesi bulunmayan bir televizyon gibidir adeta…. Sürekli düşünür ve sürekli çalışır. Bu düşünme süresi de bize iç konuşma şeklinde yansır. Bu konuşmalarda da sürekli sorgulamalar yapılır. Kendi hayatınızda sıkça başınıza geliyordur aslında.

Örneğin başımıza kötü bir şey geldiğinde, “Lanet olsun! Neden böyle aptalca şeyler hep beni bulur ki zaten?” dediğimizde beynimiz de bize hemen cevap verir; “Aptalsın da ondan!” ve işin daha ilginci bu inancı güçlendiren şeyler de olacaktır. Yaptığınız ufacık bir saçmalıkta dahi “Ben gerçekten aptal mıyım diye sormaya başlayacaksınız.” Buna etiketleme denir. Ve maalesef aynı durum sahne korkusunda da baş gösterir.

Bütün olumsuz halleri takınarak iç konuşma yapmaya başlarsınız. İşin ilginç yanı kendinizle olumsuz iç konuşma yaptıkça bir de buna inanmaya başlarsınız ve bu doğrultuda hareket edersiniz. Yani düşündüğünüz şeyin doğruluğunu illa ki ispatlayacağım diye uğraşırsınız.

Avuçlarınız terler, elleriniz titrer. Diliniz damağınız kurur. Ve korktuğunuz şey her neyse sırf başınıza geleceğine inandığınız için gerçekleşir. Peki bu konuda nasıl bir yol izleyebilirsiniz? Kesinlikle olumsuz cümleler kurmayın. İç konuşmanızda olumsuz cümlelere yer vermeyin. “asla, kesinlikle, yapamam, başaramam, eyvah!, korkuyorum, ya rezil olursam” gibi sizi zayıf düşüren kelimeleri kullanmayın. Bu kelimeler hem sizi güçsüz kılar hem de içinizde ufak da olsa bir heves ve enerji varsa bunları alıp götürür.

Kendinizi güçlü ve enerjik hissetmek istiyorsanız… İç konuşmalarınız pozitif yönde olmalıdır. Az sonra yapacağınız konuşmanın hayalini kurarken olumlamalardan mutlaka yardım alın.

“Az sonra sahnenin tozunu atacağım. “
“Birazdan herkes beni coşkuyla alkışlayacak.”
“Ben mükemmelim.”
“Konuşmama herkes hayran kalacak.” gibi konuşmalarla kendinizi daha güvende hissetmenizi sağlayabilirsiniz.

Nefeslerinizin kesik kesik olmamasına özen gösterin. Derin nefes alıp beyninize oksijen gitmesini sağlayın. Eğer düşüncelerinizin olumlu olmasını istiyorsanız beyninizi oksijenle beslemeniz gerektiğini unutmayın. Nefesle ilgili bir problem yaşıyorsanız mutlaka NEFES EĞİTİMİ alın. Bu ana kadar ki kısımda konuşma öncesindeki zihinsel hazırlık evresini anlattık. Artık biraz da konuşma günü neler yapabileceğimizden bahsedelim isterseniz.

KONUŞMA YAPACAĞINIZ GÜN

farklı günKonuşma yapacağınız gün aslında her zamanki gibi başlayan fakat diğerlerinden biraz daha farklı bir gün… Günlerdir çalışmış olmanıza rağmen içinizi bir güvensizlik kaplayabilir. Ancak unutmamanız gereken en önemli nokta o günden kaçamayacağınızdır. Rahatlamanızı sağlayacak birkaç tavsiyede bulunacağım.
Kahvaltıdan önce kendinizle konuşun. Yüzünüzü yıkarken aynada kendinize gülümseyerek bakın ve kendinizle konuşun. Bütün olumlu düşüncelerinizi bu şekilde harekete geçirin ve içinizdeki kara bulutları bu şekilde dağıtın. Ayna karşında dururken yapacağınız konuşmayı hatırlayın ve konuşmanızla ilgili ufak tefek yorumlar yapın.
“Kendimi son derece hazır hissediyorum.”
“Bilmedikleri birçok şeyi öğrenecekler.”
“Bugün onların yaşamına değer katma fırsatını yakalayacağım.”
“Bu gerçekten çok eğlenceli olacak.”

Konuşma günü kıyafet seçiminiz çok önemlidir. Bu yüzden kıyafet seçimine dikkat edin. Öncelikle kendinizi rahat hissedeceğiniz fakat konuşma ortamına uyan bir kıyafet tercih etmelisiniz. Dinleyicilerden daha şık olmaya özen gösterin çünkü sizi her halinizle değerlendireceklerdir. Dinleyicide saygın bir etki bırakmak istiyorsanız resmî kıyafetleri tercih etmelisiniz. İmajınızda alışık olmadığınız ani değişiklikler yapmayın. Saçınız makyajınız ve aksesuarlarınızda ani değişiklikler olmamasına özen gösterin. Başbakanın ekose ceketinin medyada ne kadar süre yer ettiğini hatırlayın.

Şunları unutmayın!
ünlem• Göz alıcı renkleri tercih etmeyin.
• Mümkünse resmî olun. Takım elbise giyebilirsiniz.
• Erkekler kravat takabilir.
• Bileklerinizde ve boynunuzda şakırdayacak takı olmamasına dikkat edin.
• Ayakkabılarınızın temiz ve boyalı olmasına özen gösterin.

Üzerinizde konuşma heyecanı varsa o gün her zaman yapmadığınız bir şey yapın. Örneğin güzel bir restoranda kahvaltı yapabilirsiniz. Yemekle aranız yoksa kendinizi şımartmak için bir mağazadan alışveriş yapabilirsiniz.

Para harcamak istemiyorsanız, uzun zamandır konuşmadığınız bir arkadaşınızı arayıp bugünün sizin için önemli bir gün olduğunu ve bunu onunla paylaşmak istediğinizi söyleyebilirsiniz. O da size başarılar dileyecektir. Yaptığınız sıra dışı ve güzel şeyler zihninizi olumlu anlamda etkileyecektir.

Hayali bir prova yapın. Oturduğunuz yerde ne söyleyeceğinizi hayal ederek birkaç dakikalık prova yapın. Kısa da olsa zaman ayırdığınızda kusursuz olduğunuzu görmek sizin kendinize olan güveninizi artıracaktır. Unutmayın sinir sisteminiz konuşmanızı doğrudan etkiler.

Takdim edilişinizle ilgilenin. Konuşma sırasında sizi takdim edecek ya da açılış konuşmasını yapacak kişiyle kısa bir görüşme yapın. Dinleyici ve sunumun süreci hakkında bilgi alın. Sizden sonra konuşacak kimse varsa ya da süreniz kısıtlıysa bunu önceden öğrenmelisiniz. Sizi nasıl takdim edeceklerini öğrenin. Sahneye çıkmanıza yakın bir zamanda sunucuyla göz temasını sürdürün…

Yaprak Ezel Apaydın
Not: Bu arada bu eğitimin katılım belgesini almak isteyenler detaylı bilgiye bu linkten ulaşabilirsiniz.

Örgün Liderlik ve Yöneticilik Diploma Programım için Buradan Bilgi Alabilirsiniz.

Liderlik Okulu Facebook Sayfası | Erkut Ergenç Facebook Sayfası | Erkut Ergenç Twitter Hesabı
Yaprak Ezel Apaydın Twitter Hesabı
[/gs_8a]

[gs_4z]

[sidebar id=”sidebar-01″]

[/gs_4z]