[confirmation]ISERER Global tarafından sunulan Zaman Yönetimi Kursumuza üye olduğunuz için teşekkür ederiz. Bu mini kurs ile Zaman Yönetimi ile ilgili temel bilgilere ulaşacak ve kişisel gelişim yolunda yolunuzu bir nebze daha aydınlatacaksınız.[/confirmation]

[info] Zaman Yönetimi eğitimimizde konular 6 hafta boyunca e-posta adresinize gönderilecektir. Bu kursları takip etmeniz ve kursumuzu tamamlamanız kişisel gelişiminiz için çok önemlidir. İstediğiniz zaman size gelen e-postaların altında yer alan “Üyelikten Çıkmak İstiyorum” linkini tıklayarak üyelikten ayrılabilirsiniz.[/info]

[warning]Önemli Hatırlatma! Eğer Bu kursa üye değilseniz kursa tam ve ücretsiz olarak kayıt olmak için Lütfen Tıklayınız.[/warning]

[error]Bu eğitimin sponsoru Liderlik Okulu’nun örgün eğitimlerine ulaşmak için tıklayınız.[/error]

[gs_8a]

Zaman Yönetimi Eğitimi 4. Hafta

Merhaba Ben Erkut Ergenç
Geçen hafta zaman yönetimi ile ilgili sizlere ipuçları hazırlamıştık. Bu hafta biraz sorgulama yapalım istedik. Ben kendim bu sorgulamaları gerçekleştirirken çok keyif alıyorum, umarım siz de keyif alırsınız.

Ve başlayalım…

Zamanın Değeri

Zamanın değerli bir kaynak olduğu tartışılmaz herkes için bir değeri vardır elbette, hatta şu anonim söylem zamanın her bir ayrı biriminin farklı noktalarda çok değerli olduğunu göstermektedir. Örneğin; bir sınav anında geçen 15 dk ile sevgiliyi beklediğiniz 15 dk aynı uzunlukta mı? ya da aynı değer de mi? ya da algılamalarımız da mı bir farklılık var örneği okuyalım:

Geçen bir yılın değerini; sınıfını geçmiş kalmış bir öğrenciye sorun.

Geçen bir ayın değerini; 1 ay erken doğum yapmış anneye sorun.

Geçen bir haftanın değerini; haftalık yayın yapan bir derginin yazı işleri müdürüne sorun.

Geçen bir saatin değerini; sınav anında soru cevaplayan birine sorun.

Geçen bir dakikanın değerini; Ramazanda oruç açmayı bekleyen oruçlu bir kişiye sorun.

Geçen bir saniyenin değerini; bir kazadan bir saniye ile kurtulan bir kazazedeye sorun.

Geçen bir salisenin değerini;Olimpiyatlarda altın madalyayı bir salise ile kaybeden sporcuya sorun.

Peki soru şu… Sizin için zamanın değeri nedir peki? Sizden çok basit bir istekte bulunmak istiyorum. Sadece 120 Saniye durun ve düşünün; Zaman nasıl akıyor? Siz bu hızlı akışın farkında mısınız? ve Değeri nedir?

Ve şimdi de bu sorulara cevap arayın…

1.Normalde zamanı gerçekten istediğiniz şekilde geçiriyor musunuz?
2.Kendinizi sık sık rahatsız ve aslında yapmak istemediğiniz şeyleri yapmaya mecbur mu hissediyorsunuz?
3.İşiniz size başarı duygusunu hissettiriyor mu?
4.Meslektaşlarınızdan daha mı çok çalışıyorsunuz?
5.Akşamları veya hafta sonları işinizi evinize taşıyor musunuz?
6.Çok çalışmak sizce strese yol açıyor mu?
7.Çalışırken gösterdiğiniz performanstan dolayı kendinizi suçlu hissediyor musunuz?
8.İşinizin eğlenceli olduğunu düşünüyor musunuz?
9.İhtiyacınız olduğunda rahatsız edilmeyeceğiniz zaman dilimleri bulabiliyor musunuz?
10.Zamanınızı kullanırken kontrolün sizde olduğunu hissediyor musunuz?
11.Düzenli bir uygulama planı kullanıyor musunuz?
12.İstediğiniz sıklıkta yıllık tatil ve uzun hafta sonu tatilleri yapabiliyor musunuz?
13.İşinizin sıkıcı, zor veya nahoş kısımlarını başka günlere erteliyor musunuz?
14.Verimli çalışmalar için sürekli işinizle meşgul olmanızın gerektiğini düşünüyor musunuz?
15.Ara sıra işten uzaklaştığınızda kendinizi suçlu hissediyor musunuz?

Bu sorulara verilen cevaplardan ziyade sorular sizi doğrulara götürmüştür diye düşünüyorum.

Bu hafta size bir ödev vermek istiyorum. Bu ödev aslında çok değerli bir çalışma. Her zaman yapmayı düşündüğünüz fakat bir türlü gerçekleştiremediğiniz bir kaynak envanteri çalışması. Aslında bu çalışma bir nevi bir SWOT analizi öncesi çalışmadır da diyebiliriz.

KAYNAK ENVANTERİ

1) Hangi becerilere sahipsiniz?
— Mümkün olan her bağlamı düşünün

2) Hangi bilgilere sahipsiniz?
— Eğitiminizi, uzmanlık bilginizi, hayat üniversitesinde öğrenmiş olduklarınızı düşünün.

3) Kimleri Tanıyorsunuz?
— Şu anda ve eskiden tanıdığınız tüm insanların bir listesini yapın; iş arkadaşlarınız ya da bağlantılarınız, eski ve yeni arkadaşlarınız aileniz, ustalarınız, öğretmenleriniz, tanıdıklarınız vb. Hangilerinin sizin için kaynak olabileceğini düşünün.

Bu soruların her biri için bir A4 kağıt alın ve çılgınca doldurmaya başlayın. Tevazu göstermeyin. Ne varsa yazın. Zayıf nokta bile olsa o listede olmalı. Gerekirse güçlendirebiliriz çünkü. Evet ödev bu… Kolay Gelsin…

AZIN GÜCÜ

Leo Babauta isimli bir blog yazarının bir kitabından (Azın Gücü/ ya da Az Aslında Çoktur) küçük bir alıntı ile bu haftayı bitirmek istiyorum. Bence zaman yönetimi için ideal bir yaklaşım, kitabı da okumanızı tavsiye ederim.

Azın Gücü

Gazetede çalışan iki muhabir düşünün: Biri her hafta çok sayıda makale yazarken, diğeri Sadece bir tane hazırlamaya karar veriyor. Haftada 30 makale yazan muhabir, içinde biraz ilginçlik taşıyan en küçük bilgiye ulaşmak için birçok kaynağı tarıyor ve bu kaynakların her birini kısa, hızlıca yazılmış ve çok da fazla dikkat çekmeyen sınırlı birer makaleye dönüştürüyor. Editörü yaptığı işin miktarından memnun ve onu övgü ile ödüllendiriyor.

Diğer muhabir ise, o hafta yalnızca bir tane makale hazırlayacağı için, ortaya çıkan şeyin dikkate değer olmasına çalışıyor. İlk günün yarısını araştırmaya, beyin fırtınasına ve insanları şaşırtacağını bildiği, etkisi güçlü bir hikaye seçene kadar düşünmeye ayırıyor. Bunun ödüllük bir makale olmasını istiyor. İki günü araştırmaya, iki günü de yazmaya ve yazdıklarını kontrol etmeye harcıyor.

Bilin bakalım sonunda ne oluyor…

İkinci muhabir haftanın en iyi makalesini yazmakla kalmıyor, makale okurlar tarafından sevilen, kendisine terfi ile birlikte uzun vadeli ve genç çapta tanınırlık getiren ve ödül kazanan bir makale hâline geliyor. Bu makale sayesinde muhabir arkadaşımız kendisine sağlam bir kariyer yapabilir. İlk muhabir daha fazla iş yükleniyor ama kısa vadeli düşünüyordu. İkinci muhabir daha azına odaklandı ama ortaya çıkardığı şey uzun vadede çok daha fazla işe yaradı.

Bu, azın gücüdür.

Limit Koyma

HAIKU’DAN ÇIKARILACAK DERSLER

Japon şiirinin oldukça popüler bir biçimi olan haikunun, azın gücüne dair bize öğreteceği bazı ilginç dersler var. Bilebileceğiniz gibi, haiku genellikle doğayı konu alan ve sadece üç dizeye yayılmış 17 heceden (beş hece, yedi hece ve tekrar beş hece) oluşan şiirdir. Haiku yazan bir şair, bu limitler dahilinde çalışmak ve tüm fikri veya imgeyi yalnızca bu sayıda hece kullanarak yansıtmak zorundadır.

Bu, iletecek önemli bir şeyiniz varsa, zorlu bir iş hâline gelebilir. Dolayısıyla, haiku şairin iki seçeneği vardır: 17 heceyi çabucak yazıp, kısa zamanda bir haiku oluşturabilir ya da sadece fikrini yansıtması için gerekli olan en temel kelime ve imgeleri dikkatlice seçebilir. Böylesine limitli-sadece en temel kelimeleri seçmeyi gerektiren-bir biçimdeki en güçlü şiirlerden bazılarını yaratan şey, işte bu ikinci seçenektir.

Uzun lafın kısası, haiku’dan çıkaracağımız dersler yalın üretkenliğin ilk iki ilkesidir:

1. İlke: Limitler belirleyerek, sadece en gerekli olanı seçmeliyiz. Yani, yaptığınız her şeyde limitler koymayı öğrenin.

2. İlke: En temel olanı seçerek, minimum kaynakla büyük bir etki yaratabiliriz. Zamanınızı ve enerjinizi en yüksek oranda tutmak için, sadece en temel olanı seçin.

Haftaya Görüşmek Üzere..

Erkut Ergenç

Not: Bu arada bu eğitimin katılım belgesini almak isteyenler detaylı bilgiye bu linkten ulaşabilirsiniz.

Örgün Liderlik ve Yöneticilik Diploma Programı için Buradan Bilgi Alabilirsiniz.

Liderlik Okulu Facebook Sayfası | Erkut Ergenç Facebook Sayfası | Erkut Ergenç Twitter Hesabı
Yaprak Ezel Apaydın Twitter Hesabı
[/gs_8a]

[gs_4z]

[sidebar id=”sidebar-01″]

[/gs_4z]